1 1 1 1 1 1 1 1 1 1 Rating 0.00 (0 Votes)
osmanlıda siyasi rejim osmanlı da siyasi rejim, osmanlı siyasi rejim, siyasi rejim osmanlıOsmanlı'da Siyasi Rejim: Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi ve hukuki rejimi, daha çok bir sentez niteliği taşımaktadır. Osmanlı Devleti, her şeyden önce bir Türk ve İslam Devleti'dir. Bir yönüyle de İslamiyet öncesi Türk Devletleri yapısının izlerini taşımaktadır. Eski Türk Devletlerinde, siyasi yapılanmanın en önemli unsurlarından biri kenttir. Bu bağımsız bir şekilde aşiretler
halinde yaşayan halkın, barış içinde kalmasını sağlamaktadır. Osmanlı'da federatif bir yapı görülmekle birlikte kimi yerlerde de bu kent yapısına rastlanmaktadır.

Zamanla, idare merkezileşti ve hükümdarlar, doğaüstü bir kaynaktan gelme vasıflarını aldılar. Hükümdarlara "padişah-ı cihan" adı verildi. Bu hükümdar, mutlak şahsi evrensel ve kutsal bir kimliğe kavuştu ve bunun gerektirdiği hukuki statüye sahip oldu. Bütün sosyal ve siyasi hayatın hakimi, düzenleyicisi olan en yüksek organ haline geldi.

Osmanlı'nın yapısını büyük ölçüde oluşturan İslam Dini ve bunun temelleri, getirdiği yeni müesseseler dışında, dinde de birtakım değişiklklere yol açtı. Hükümdar, Tanrı'nın tahta çıkardığı değil onun yeryüzündeki temsilcisiydi.

Meşrutiyete kadar görülen siyasi ve hukuki müesseselerin ana kaynakları olan eski Türk Devlet Sistemi ve İslam Dini İlkeleri yanında, nispeten ikinci derece rol oynayan etkenler de vardı. Bunlar Bizans, Selçuklu ve Eski İran Medeniyeti Devletleri'ydi.

Osmanlı'nın Bizans'ın mirasçısı olduğu söylenir, fakat ilk Osmanlı yöneticilerinin Anadolu Selçukluları, Karaman Germiyan gibi esas itibarıyla Türk-İslam Sistemi'nden gelmiş olduğu ve Osmanlı'nın bu sistemin oluşturduğu bir siyasi ve hukuki düzene sahip olduğu bir gerçektir.

Osmanlı Devleti'nin siyasi rejimi iki döneme ayrılır:

Mutlak Hükümdarlık Dönemi

Bu dönemde, devlet kudreti ve temel yetkiler, hükümdarda toplanmaktaydı. Yasama, yürütme ve yargı hükümdardaydı. Osmanlı Devleti'nde görevler kaynaşmaktaydı. Yani padişaha bağlı veziriazam, vezirler, sancak beyi ve beylerbeyi aynı zamanda birer kumandandı.

Yönetim merkeziyetçidir. Bazı köy ve mahalleler dışında bugünkü anlamıyla mahalli idareler kurulamamıştır. Merkeziyetçi ve mutlakiyetçi Osmanlı Devlet düzeninde, siyasi rejimin dayandığı sosyal yapı, mutlak hükümdarlık döneminde bazı değişikliklere uğramıştır.

Kuruluşundan kısa bir süre sonra Osmanlı Devleti, bir askeri toprak devleti manzarası gösterir.Halk yani reaya, pasif ve kapalı bir ekonomi düzenindedir.16. yüzyıldan itibaren Batı Ülkelerinin genel gelişim çizgisi dışında kalan ve gerilemeye başlayan Osmanlı Devleti, Doğu'nun kendine has feodal yapısına bürünmüştür.

Meşruti Monarşi Dönemi

Bu döneme yol açan Tanzimat Devri ile siyasi rejim, Batı müesseselerinin etkisi altına girer. Mutlak hükümdarlık sırasında Osmanlı Devleti'nin dış ülkelerle olan ilişkileri, devamlı elçiliklerle yürütülmemiş; sürekli elçilik usulü, 3. Selim zamanında ıslahat haraketlerinin yoğunlaşmaya başladığı dönemde (1794) kurulmuştur.

Tanzimat ve Islahat Fermanlarıyla başlayan bu Batı etkisi dönemi, Osmanlı siyasi ve hukuki rejimini büyük çapta etkisi altına almış ve müesseselerde ikilik baş göstermiştir. Meşrutiyet Dönemi'ni hukuken başlatan 1876 Anayasası, Osmanlı Devleti siyasi rejiminde önemli bir aşamaya geçişi başlatmıştır.

Anayasa, yine bir padişah iradesi olmakla ve bu yüzden de bir ferman anayasa kabul edilmekle birlikte, hükümdarın yetkilerini sınırlamış ve halka da temsil yetkisi vermiştir. Gerçi hükümdarın üstün kuvvet ve yetkileri devam etmekteydi fakat eskisi gibi, sınırları padişahın vicdanına bağlı değildi. Artık ortada uyulması gereken bir takım hukuki hususlar vardı ve bununla beraber artık Osmanlı, ne bir laik ne de tam teokratık devletti.

İkinci Meşrutiyet'i hazırlayan da yine 1876 Anayasası'dır. Bu dönemde, yasama gücü ile yürütme gücü daha gerçek bir şekilde ayrılmıştır. Bununla beraber padişahın azalan nüfuz ve yetkileri yerine, halkın temsilcileri ve dolayısıyla iradesi değil, belli bir siyasi kuruluş veya grupların iradeleri geçmiştir.

Halife Sultan'ın geçiçi de olsa mutlak iradesinin ilk defa sınırlanışı Senedi-i İttifak ile olmuştur. Bundan sonra, çeşitli iç ve dış etkenler, hükümdarın kendi kendini sınırlaması sonucunu doğuran Islahat ve Tanzimat Fermanlarının orataya çıkmasını sağlamıştır.

Başlangıçta oldukça sade görünen siyasi ve hukuki düzen, Tanzimat'tan sonra oldukça karmaşık ve yaygın müesseselerde gelişmeye başlamıştır. Fakat Osmanlı'nın siyasi ve hukuki rejiminin bellibaşlı unsuru, bütün gelişmelere rağmen İslami din unsurları olmuştur.

İlgini Çekebilecek Diğer Başlıklar:

Ağrı... Bu makalede: Ağrı kavramı ile ilgili bilmediklerimizi ve baş ağrısının nedenleri gibi konulara ulaşacağız. Ağrı olayı, ince sinir sistemimizle, beyin, kas siste...

Ağrılarla Mücadele... Bu makalede: Ağrılarla nasıl mücadele edilebileceğini sağlık uzmanı ağzından sözlerle öğrenebileceğiz. Hayatı bize zehir eden ağrılardan, doğru ilaçlar kullanar...

Mevlana Müzesi... Mevlana Müzesi: Bugün müze olarak kullanılmakta olan Mevlâna Dergâhı`nın yeri, Selçuklu Sarayı`nın Gül Bahçesi iken bahçe, Sultan Alâeddin Keykubad tarafından M...

Bermuda Şeytan Üçgeni... Atlas Okyanusu’ndaki bu bölgede, özellikle son 60 yılda, birçok gemi ve uçak kaybolmuş ve bunlardan geriye tek bir iz bile kalmamıştı. Kimsenin açıklama getir...

Sultan Birinci Ahmed... Sultan Birinci Ahmed Babasi : Üçüncü Mehmed Annesi :Handan Sultan ...

Sultan Üçüncü Mehmed... Sultan Üçüncü Mehmed Babası : Üçüncü Murad Annesi : Safiye Hatun Dogumu : 26 Mays 1566 Vefatı : 21 Aralik 1603 Saltanatı : 1595 - 1603 (8) sene ...


Yorum ekle

1) Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten sonra görünmeye başlayacaktır.
2) Cümlelerinizde imla ve yazım hatalarına LÜTFEN dikkat ediniz. Aksi halde yorumunuz maalesef YAYINLANMAYACAKTIR.


Güvenlik kodu
Yenile